BOZKIRDAKİ ÇİÇEKLER: KÖY ENSTİTÜLERİ

17 Nisan 1940 tarihli yasa ile Köy Enstitüleri, ilkokullara öğretmen yetiştirilmesi amacıyla açılmıştır. Proje tamamen Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir ve dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından yönetilmiştir. Peki nedir bu Köy Enstitüleri?18 dk okuma süresi


Abone ol
3
1 Paylaşılma, 3 Puan

“Beynim diyor: Bizim yolumuz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız?

Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığımız olursa, yolumuz, çeşmemiz köprümüz de olur.”

FAKİR BAYKURT

Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkedeki okuma yazma oranı, maalesef ki %5’i bile geçmiyordu ve nüfusun %80’i de köylerde ikamet ediyordu. Bir taraftan da Anadolu’da büyük bir öğretmen eksikliği baş göstermişti. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü liderliğinde ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un da desteğiyle köylerde yaşayan ve ilkokul mezunu çocukların Köy Enstitülerinde eğitim görüp tekrar yaşadıkları köylere dönerek öğretmenlik yapması hedeflendi.

Dünyanın belki de en iyi eğitim sistemlerinden biri olan bu Köy Enstitüleri projesi kapsamında sadece öğretmenlik eğitimi değil, sosyal hayata dönük eğitimler de verildi. Köy Enstitüleri, tren yollarına yakın ve tarıma elverişli 21 bölgede kuruldu. Böylece Köy Enstitülerinde eğitim gören öğrenciler hem örgün eğitim aldı hem de modern tarım teknikleri konusunda son derece etkin bilgiler edindi. Böylece tarımda verimliliğin arttırılması planlandı. Öyle ki yüzyılın eğitim reformu olan bu proje kapsamında öğretmenler aynı zamanda usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişiyor, çiftçilik, hayvancılık, marangozluk, inşaat, terzilik ve daha birçok zanaatin de eğitimini alıyordu. Hatta bu proje içinde yetişen öğretmenler köylerine döndüklerinde eğer eğitim yapacak bir okul bulamazlarsa, kendi köylerinde kendi eğitim yuvalarını köylüden aldığı destek ve Köy Enstitüsünden aldığı eğitimle okullarını bizzat yapıyorlardı.

Bunların dışında, acilen yapılması gereken bina, yol, köprü, belli bir süre içinde bitirilmesi gereken ekin, hasat, harman gibi önemli işler çıktığında, ihtiyaca göre gereken sayıda olsun olmasın bütün öğrenci ve öğretmenler, tüm gün veya birkaç gün aynı işte çalışırlar ve bahsi geçen işlere katılan öğrencinin, o sürede katılamadığı dersler için, ayrı bir program hazırlanır ve giremediği dersler telafi edilirdi. Programa bakıldığında ders yükünün oldukça ağır olduğu görülmektedir. Ancak bu dersler öğrencilerin kişiliğini ve yaratıcılığını geliştiren onların hayal dünyasına ket vurmayıp aksine yeşerip ışık saçmasına müsaade eden uygulamaları içerir. Örneğin öğrencilerin her yıl en az 25 tane klasik roman okuması zorunluydu. Bu uygulama öğrencilerde hatırı sayılır bir estetik zevk ve entelektüel birikim sağlamıştır. Derslerin sadece teoride kalmayıp uygulamalı olmasıyla bu yük biraz hafifletilmiştir.

Bu sistem ülkemizdeki eğitimde maalesef ki hala var olan doğu batı eşitsizliğini ortadan kaldırabilecek olan en sağlam sistemdi. Cumhuriyet devriminin en büyük zaferlerinden biri olan Köy Enstitüleri bünyesinde; sağduyulu, sanatı ve zanaati bilen, düşünen; düşündükçe de üreten, ileriye dönük, yeniliğe açık, içleri vatan sevgisiyle dolu tazecik fidanların yetiştiği bir eğitim yuvasıydı. Gogol’un, Shakespeare’in tiyatro oyunlarının sergilendiği, merdivenlerinde saz ve kemanın birlikte çalındığı, duvarlarında Türk destanlarının yankılandığı, tamamen milli ve bu toprakların öz kültürüne hizmet eden bir düşünce sisteminin ürünüydü.

Ayrıca Köy Enstitüleri sayesinde: “1940 ve 1946 yılları arasında 15 bin dönüm tarla tarıma elverişli hale getirildi ve bu tarlalarda üretime başlandı, buna ek 750 bin fidan dikildi, 1200 dönüm bağ oluşturuldu, 150 büyük çaplı inşaat, 60 iş yeri, 210 öğretmen evi, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 100 km yol, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 20 uygulama okulu ve 12 elektrik santrali yapılmıştır.”

Peki ülkeye ve bu ülkenin evlatlarına büyük hizmetler sunan Köy Enstitüleri ne oldu da kapatıldı?

Köy Enstitüleri, 1946 yılında Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı görevinden ayrılana kadar varlığını sürdürdü. Hasan Ali Yücel’den sonra Milli Eğitim Bakanı görevini sürdüren Reşat Şemsettin Sirer Köy Enstitülerini Köy Öğretmen Okulları’na dönüştürerek işlevselliğini de peyderpey azaltmıştı. Lakin bununla da kalmayıp 27 Ocak 1954 yılında dönemin hükumeti olan Demokrat Parti tarafından Köy Öğretmen Okulları kapatıldı.

Ayrıca İkinci Dünya Savaş’ının sonlarında 1945’te Sovyetler Birliği Türkiye’den Kars, Artvin ve Ardahan’ı istedi bunlara ek yetmezmiş gibi boğazlarda askeri üs kurma talebinde bulundu. İsmet İnönü de bu yüzden ABD’den askeri yardım talebinde bulundu ve destek talebini kabul eden ABD, Truman Doktrini ile yardımlara başladı fakat bunun karşılığında Türkiye’de demokrasi düzeninin yapılanması için 5 yıllık kalkınma planı ve Köy Enstitüsü gibi Sovyetler Birliğindeki sistemlere benzer uygulamaların kaldırılması talebinde bulundu. Ve o okullar önce öğretmen okullarına dönüştürüldü. Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde “Köylüyü Topraklandırma Yasası’na”karşı çıkan bir grup milletvekili partiden ayrılarak Demokrat Partiyi kurdu ve bu oluşum içerisinde Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerine karşı olan ve yeniliklerin önünü kesmeyi düşünen bazı kişilerin bulunduğu iddia ediliyordu.  Bu iddialar ne denli doğru ne denli yanlış ona kendiniz karar veriniz sevgili okur. Fakat gözle görünür bir gerçek var ki o da bu ülkenin ışık dolu geleceğine her zaman bir perde örtüldüğü dür. O perdeyi bir an önce yırtıp, aydınlık dolu geleceğe sağlam ve emin adımlarla koşmak dileğiyle…


Beğendin mi? Arkadaşlarınla da Paylaş!

3
1 Paylaşılma, 3 Puan

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

Mükemmel Mükemmel
0
Mükemmel
Çok Güzel Çok Güzel
0
Çok Güzel
Güzel Güzel
0
Güzel
Sasirtici Sasirtici
0
Sasirtici
Kötü Kötü
0
Kötü
Baya Kötü Baya Kötü
0
Baya Kötü
Çöp Çöp
0
Çöp

Bir Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir